Kişilerin iç dünyalarına çıktıkları yolculuktaki en önemli adım kendilerini tanıma süreçleridir. Bu bireyin yalnızca iyi/kötü, az/çok, güçlü/zayıf vb. özelliklerini keşfetmelerini sağlamasını kapsamaz, aynı zamanda davranış kalıplarının arkasındaki duygu ve düşünceleri de keşfetmesine olanak sağlar. Bu keşif sayesinde kazanılan öz farkındalıkla kişi kendi deneyimlerini, yaşantılarını daha yargısız ve şeffaf bir şekilde gözlemleme imkanı bulur. Ancak bu noktada kendini tanımış olmak tek başına yeterli değildir.
Okuma Önerileri:
–Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları Hakkında Bilinmesi Gerekenler–Sanal Kumar (Bahis) Bağımlılığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Zorlandığı, kötü hissettiği anlarda kişinin kendine nasıl davrandığı da psikolojik sağlığını etkileyen önemli faktörlerden birisidir. Bu noktada kişinin hatalarına, eksik ya da olumsuz gördüğü yanlarına kabul ve anlayışla yaklaşabilmesi için özşefkat gösterebilme kabiliyeti büyük önem taşır. Tüm bu süreçlerin temelinde ise bireyin kendisi ile ilgili oluşturmuş olduğu bilişsel ve duygusal çerçeve yani kendilik algısı yatar. Objektif ve sağlıklı kendilik algısına sahip kişiler güçlü yönlerinin farkında olduğu gibi gelişime açık yönlerinin de farkındadır ve onları şefkatle kabul ederler. Bu yazıda psikolojide kendilik algısı ve öz şefkat kavramlarını ele alırken bunların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ve bu konuda merak edilenlere değineceğiz.
Kendilik Algısı Nedir? Psikolojide Kendilik Kavramı
Kendilik algısı; bireylerin kişiliğini, karakterini, yeteneklerini, yeterliliklerini, değerlerini, sosyal rollerini nasıl değerlendirdiği, kendilerini fiziksel açıdan nasıl gördüğü kısacası “Ben kimim ?” sorusuna nasıl yanıt verdiği olarak tanımlanabilir. Kendilik algısını bilişsel, duygusal ve davranışsal boyut olarak üç alanda ele alabiliriz. Sağlıklı bir kendilik algısı gerçekçi bir yaklaşım ve kabul edici, esneyebilen bir içsel bakış içerir.
Öz Şefkat Nedir?
Öz şefkat kişinin zorlandığı zamanlarda kendisine tıpkı çok sevdiği birine davrandığı gibi kibar, anlayışlı ve destekleyici bir yaklaşımla yapıcı şekilde yaklaşmasıdır. Öz şefkat kişileri güçlendiren ve iyilik hallerini kabul, sevgi ve anlayışla destekleyen bir yaklaşım olarak psikoloji alanında yerini almıştır. Bu kavram psikoloji literatürüne Kristin Neff’in çalışmalarıyla popülerite kazanmış olup son dönemde bir çok kitap, yayın ve içerikte karşımıza çıkmaktadır. Neff’e göre öz şefkat kavramını oluşturan üç temel yapı taşı bulunur. Bunlar kişinin kendine karşı yargısız ve destekleyici bir tutumda olması (öz nezaket), olumsuz duygu ve durumların insan olmanın doğası olduğunu kabullenmesi olarak ortak insanlık bilinci ve duyguları ne bastırarak ne de büyüterek olduğu gibi gözlemlemek olan bilinçli farkındalık (mindfulness) olarak açıklanmıştır.
Öz Şefkatin Ruh Sağlığına Etkileri
Araştırmalara göre öz şefkat uygulayan bireyler uygulamayan bireylere oranla anksiyete, kaygı, depresyon ve olumsuz düşünce gibi durumları daha az deneyimlerken yaşam doyumlarının daha yüksek olduğu ve olumsuz duygu, düşünce ve deneyimler ile daha rahat başa çıktıkları gözlemlenmiştir. Ayrıca yüksek öz şefkat düzeyine sahip bireylerin psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğu ve olumsuz yaşam deneyimlerinden iyileşme süreçlerine daha hızlı geçiş yaptıkları görülmüştür.
Düşük Kendilik Algısı Belirtileri Nelerdir?
Düşük kendilik algısı kişinin kendisi hakkında yetersiz, değersiz, kabul görmez, sevilmez vb. olduğunu içeren olumsuz inançlara sahip olması ile oluşur. Belirtileri arasında sürekli ve gereksiz öz eleştiri, olumlu yanları görmeme ya da azımsama, yetersizlik hissi, onay ihtiyacı, kendine tahammülsüzlük ve değersizlik hissi yer alır. Bu gibi olumsuz duygu ve düşünceler kişinin ilerleyen dönemlerde depresyon, kaygı ve tükenmişlik yaşamasına zemin hazırlar.
Öz Şefkat Nasıl Geliştirilir? Günlük Hayatta Uygulanabilecek Yöntemler
Öz şefkat kabiliyetimizi geliştirmek için günlük hayatta rutinlerimize bazı pratikleri ekleyebiliriz. Mindfulness (bilinçli farkındalık) pratikleri, meditasyon ve nefes egzersizi gibi uygulamalar anda kalmamıza yardımcı olurken uzun vadede duygu düzenleme becerilerimizi destekler. Bunun yanında kişinin kendisiyle kurduğu içsel diyalogları yani iç sesini fark etmesi öz şefkat pratiğini güçlendirmesini sağlayacak önemli adımlardan biridir. Ayrıca kişinin bireysel terapi sürecine girmesi ve kişisel gelişimine yatırım yapması da öz şefkat kabiliyetini geliştirmede oldukça güçlü bir yöntemdir.
Kendilik Algısı ve Öz Şefkat Arasındaki İlişki
Kendilik algısı, bireyin “ben kimim ?” sorusuna verdiği cevapken, öz şefkat bu cevaba göre kendine nasıl bir tutum sergilediğidir. Bu iki kavram arasındaki ilişki çift yönlüdür. Bireyin sağlıklı bir kendilik algısına sahip olması öz şefkat yeteneğini güçlendirirken, yüksek öz şefkate sahip olması kendilik algısının daha sağlıklı, esnek ve gerçekçi olmasını sağlar.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Öncelikle hata ve başarısızlıkların çok insani ve hayat boyu deneyimleyebileceğimiz bir durum olduğunu kabullenilmelidir. Sert öz eleştiri yerine kişi kendisi ile destekleyici ve anlayışlı bir yerden konuşmalı ve bu olumsuz deneyimi bir öğrenme fırsatı olarak görmelidir.
Kişi duygularına, duygusal geçişlerine daha anlayışlı ve gerçekçi bir noktadan bakarak duygu dünyasının dengesini güçlendirir ve bu şekilde yaşam deneyimleri ile daha kolay başa çıkar, kaygı seviyesi düşer.
Öz farkındalığı yüksek olan kişiler olay ve durumlara karşı duygusal, ani tepkiler vermektense farkındalıkla bilinçli şekilde hareket ederler. Tepkiselliği düşen bireylerin dürtüsel kararları azalır ve daha sağlıklı karar verme mekanizmaları gelişir.
Yaşı ve deneyimleri değişen kişinin hayata bakış açısı, sosyal rolleri ve statüsü, kişisel gelişmişlik kapasitesi değişeceği için kendilik algısı da değişir.
Öz şefkat, stres anında kişiye içsel bir destek mekanizması oluşturarak kişinin başa çıkma kapasitesini arttırır ve durum karşısında duygusal, düşünsel dalgalanmalarının azaltır. Bu sayede kişi kendini suçlamayı ve kötü hissetmeyi minimuma indirir.
Kendilik algısı psikolojik ölçekler ve öz değerlendirme anketleri aracılığıyla ölçülebilir. Aynı zamanda bir uzman ile yapılan terapötik görüşme sonucunda da kişi uzman ile kendilik algısını ölçebilir.